9 Eylül 2016 Cuma

Rıfat Serdaroğlu: "BAYRAM ŞEKERLERİ" 2016 / 1, 2 ve 3 - 09 Eylül 2016 & Kurban Bayramınız Hayırlı ve Kutlu Olsun,

Rıfat Serdaroğlu: 
BAYRAM ŞEKERLERİ-1 (2016)
Değerli, Okurlar;
Kurban Bayramı yaklaşıyor. Bayramda yaşça büyük olanların küçüklere, olanakları ölçüsünde armağanlar vermesi adettendir. Ben de hediye niyetine ufak-tefek notlar vermek istedim.
Erdoğan gibi babadan zengin değilim ki, her birinize birer maaş dağıtayım!
Bilal gibi MİLYAR Dolarlarla oynayan bir değilim ki, emeklilere dağıtayım!
Binali gibi bir sürü gemi filosuna sahip oğlum yok ki, kumarhane turu attırayım!
Zafer gibi 7 yüz bin avroluk saatim yok ki, içinizden bir gence bayramda sevdiği kızın babasına hava atması için vereyim!
Muammer’in oğlu gibi, aylık kirası 20 bin avro olan evde oturan oğlum yok ki, sizlere boğaz manzarası seyrettireyim.
Bana, Egemen’e gönderdikleri gibi, çikolata kutusu-elbise çantası içinde milyon dolarlar gönderenler yok ki, sizlerle paylaşayım!
Bana, Binali’nin emriyle 630 Milyon Dolar avanta veren devlet yüklenicileri yok ki, Havuz Medyasında “Demokrasi Kahramanı” diye fotoğraflarınızı bastırayım!
Ne yapacaksınız? O zaman sizlerde kaderinize razı olacaksınız! Buyurun…
-Öcalan istedi, Erdoğan’ın adamları tutukladı;
Bebek katili Öcalan’ı İmralı’da 8 (Sekiz) ay boyunca TC Devleti adına sorgulayan Albay Uğur, televizyon canlı yayınında Ergenekon operasyonuyla tutuklananların listesini Öcalan’ın hazırladığını ve Savcı Zekeriya Öz’ün bu listeyi kendisine gösterdiğini iddia etti!
Öcalan kim; 54 bin insanımızın hayatını ve gelecek nesillerimizin 400 Milyar dolarını çalan şerefsizin teki!
Zekeriya Öz kim; Erdoğan’ın tüm siyasi gücünü emrine verdiği, altına zırhlı araba çektiği, onlarca koruma ile koruttuğu, üzerine titrediği, onu askeri vesayetten kurtaracak kişi olarak tanıttığı, Cemaat tetikçisi şerefsizin teki!
Bayram Şekeri şu;
Yahu arkadaş, bu şerefsizler Erdoğan’ı her zaman nasıl bulurlar, nasıl inandırırlar, nasıl kandırırlar, nasıl aldatırlar? Erdoğan kendisinin de dediği gibi ne kadar safmış ki, her önüne gelen onu kandırmış!
Bilen varsa, Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik ile bedava Pensilvanya seyahati, masraflar benden! (Hocaefendi orada yüzünüze tükürecek. Ondan sonra kısmetiniz bir açılacak ki…)
Çılgın Gençler-Türkiye Gençlik Birliği;
TGB’li gençlerin çalışmalarını hep imrenerek izledim. 10 yıl önce kurulan bu derneğin “Temel İlkeler Bildirgesi” 1’inci maddesi şöyledir;
“Türkiye Gençlik Birliği, ulusal bağımsızlık amacı ve Cumhuriyet Devrimleri etrafında birleşmiş Türk Gençliğinin ortak mücadele örgütüdür. TGB, Türk Gençliğini sağ-sol ayırımı yapmadan Vatan Savunmasında birleştirmek amacıyla yola çıkmıştır…”
Bu pırıl-pırıl gençler, 10’uncu kuruluş yılları sebebiyle “Şu Çılgın Gençler” isimli bir kitap yayınladılar. Kimsenin kitabına kolay-kolay önsöz yazmayan
Sayın Yılmaz Özdil, bu kitaba önsöz yazdı.
Böylesine bilgili-aktif-vatansever-cesur gençlerin bir araya geldiği TGB’nin
Türk Milleti nezdindeki görüntüsü “Perinçek’in partisinin Gençlik Kolu” şeklindedir.
Bugün, yaşı en az 40 olan her hangi bir vatandaşa “Doğu Perinçek” dediğinizde size, “Ha şu Öcalan’ı PKK kamplarında ziyaret edip, PKK bayrakları altında gülerek poz veren adam mı” der.
Perinçek’in son günlerde AKP ve Erdoğan’ı destekleyen mesajlarını da ilgiyle izliyoruz! Bu yetmezmiş gibi, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan; “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında yer almanın “Milli bir görev” olduğunu söyleyen konuşması geldi!
TGB’lilere soruyorum;
Sizler, 10 yıllık çalışmalarınızla kendinizi Türk kamuoyuna ispat ettiniz!
Öcalan ile Erdoğan arasındaki bir çizgide sizi savurmalarına izin verecek misiniz?
Önünüzde iki yol var; Ya yolunu kaybetmiş kişileri kaderleriyle başbaşa bırakıp, şimdilik tek başınıza yürüyeceksiniz, ya da dernek tüzüğünüzü ve Temel İlkeler Bildirgesini değiştireceksiniz.
Amacınız Türkiye’ye ve Türk Milletine hizmet ise önce kendi özgürlüğünüzü kazanın, sonra yeni ve gerçek yol arkadaşları bulursunuz!
“Adamın, ağrıları varmış, doktora gitmiş;
“Doktor Bey, sol kolumu şöyle geri atıp aşağı indirdiğimde ve sağ kolumu geri atıp şöyle indirdiğimde ve tekrar kaldırdığımda sırtımda ağrılar oluyor. Ne yapmamı önerirsiniz?
Doktor gülmüş; Siz de yapmayın o hareketi!
Adam kızmış; “O zaman ceketi nasıl giyeceğim Doktor Bey?”
Bayram şekeri şu;
Sağ kolunuzda Yaşar Okuyan, sol kolunuzda Doğu Perinçek olduğu müddetçe, siz o “Vatana Hizmet” ceketini giyemezsiniz. Kendinize yazık etmeyin…
***
Rıfat Serdaroğlu: 
BAYRAM ŞEKERLERİ-2 (2016)
Son günlerde başta Erdoğan olmak üzere AKP’liler, yapılan FETÖ operasyonlarından rahatsız olduklarını, büyük yanlışlar yapıldığını söylemeye başladılar.
Bilgi-Beceri-Deneyim-Öngörü gerektiren önemli projelerinin hangisinde başarılı oldular ki, devlete kendi elleriyle soktukları FETÖ militanlarını, kimseye zarar vermeden temizlemekte başarılı olsunlar? Elbette ki bu işi de yüzlerine gözlerine bulaştıracaklardı! Nitekim öyle oldu!
Bademlerin yolsuzluklar ve yandaş kayırma dışında hiçbir işte niçin başarılı olamadıklarına gelince;
-Her konuda çok cahiller ve eğitimsizler!
-Kötü niyetliler ve gölgelerinden bile korkuyorlar. Bunların Bakanlık-Başbakanlık-TBMM Başkanlığı yapmış olanlardan bir tanesi bile, tek başına halkın içinde dolaşamazlar!
-Kul hakkı yiyorlar, hiçbir iktidarın almadığı kadar mazlum ahı alıyorlar!
Bir işe başlarken yanlış başlıyorlar, hatalarını anlayınca düzeltmek için bir yanlış daha yapıp ortalığın içine ediyorlar…
Gelelim bu günkü Bayram Şekerlerine;
Hangisi Yalancı?
-Slovenya’nın Bled kasabasında bir bölgesel güvenlik forumunda konuşan
TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu şu açıklamalarda bulundu;
“Suriye’de kapsayıcı, mezhepsel olmayan yani Lâik bir yönetim gerekli. Lâiklik önemli ve şarttır.”
-TBMM Başkanı Kahraman İsmail, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği’nin (AY-BİR) düzenlendiği toplantıların altıncısında konuştu;
“Lâiklik ilkesi Anayasadan çıkarılmalıdır. Ne biçim Anayasa bu yahu, bir yerinde bile “Allah” ifadesi geçmiyor!”
Bayram Şekeri; Bademlerin TBMM Başkanı ile Dışişleri Bakanı, Cumhuriyetin temel ilkesi Lâiklik konusunda farklı konuşuyor. Sizce hangisi yalancı?
İkisi de mi? Hadi canım sizde, olur mu hiç öyle şey!
Arslan Vali;
-İstanbul Valisi Vasip Şahin, düşündü düşündü ve sonunda konuştu;
“Genel anakent karşılaştırılmalarında İstanbul en güvenli kentler arasındadır…”
Böyle arslan gibi Valiler olursa, tabii ki güvenli olur.
Vasip Şahin’den önceki Vali Mutlu, “Fethullah Terör Örgütü üyesi olmaktan tutuklandı ve mallarına el kondu. Mutlu Vali’nin Çapkın Emniyet Müdürü de aynı örgüte üye olmaktan tutuklandı ve onun da mallarına el kondu!
Bayram Şekeri;
Valisi, Emniyet Müdürü “Terör Örgütü” üyesi olan bir anakentte, güvenlik olmaz da ne olur? Sıkıysa biri aykırı davransın da, görsün gününü!
Aha Bir Yalancı Daha;
-Başbakan Yardımcısı Numan Karun Kurtulmuş;
“ABD Yönetiminin 15 Temmuz darbesi ile bağlantısının olmadığını düşünüyoruz!”
-İçişleri Bakanı Gaziosmanpaşalı Soylu Süleyman; “15 Temmuz darbesinin arkasında ABD var. Orada yayınlanan birkaç dergi, birkaç aydır faaliyette bulunuyordu!”
-Bayram Şekeri;
Önce Erdoğan’ı “Hırsızlıkla” suçlayıp sonra emrine giren bu iki Bakana şunu derim; “Darbelerin önünde hep Türk Milleti olur. Biz hep önde olacaksak, arkadakinin ne önemi var? Yapabilecekseniz, ABD’yi öne alın, bi de biz arkaya geçelim yahu!”
AKP’nin Milliyetçiliği;
-Türk Milliyetçiğini ayaklar altına aldım, diyen kim?
-Ne Mutlu Türküm Diyene yazılarını, görüntü kirliliği yapıyor diye kaldırtan kim?
-Okullarımızdan milli andımızı kaldırtan kim? Tabii ki, Erdoğan…
Salı sabaha karşı Türk Polisi, Yeniçağ Yazarı 3 Türk Milliyetçisinin evlerini basarak, Servet Avcı-Yavuz Selim Demirağ ve Adnan İslamoğulları adlı yazarları gözaltına aldı!
Bu yazarlar, FETÖ’ ne karşı amansızca mücadele eden insanlar. Kitapları ortada!
Eee AKP bu, önce tutuklayacak sonra ayaklar altına alacak!
Bu arada Türk Devletini yıkmak için çalışan PKK’nın siyasi kanadı olan HDP Milletvekilleri, devlete rest çekiyorlar; “Biz kendimiz gelip ifade vermiyoruz. Sıkıysa gelin bizi alın!” PKK’lılar dışarda, Türk Milliyetçileri içerde!
Haydi, hep beraber; “Milliyetçi Erdoğan, Milliyetçi Badem…”
Not; Dün bu konuda herkes konuştu, bir tek “Saray Ülkücüleri Başkanı Bahçeli” ağzını açmadı. Ne de olsa Saraya gide-gele yoruldu adamcağız…

Rıfat Serdaroğlu:
***
Rıfat Serdaroğlu:
BAYRAM ŞEKERLERİ-3 (2016)
Türk Polisinin kötü bir huyu vardır. Savcılık emriyle bir tutuklamaya gidecekse ya Cuma akşamı ya bayram ya da tatil öncesi gider ve kişiyi alır. Tatil kaç günse, ne Avukatına ulaşabilirsin, ne de Savcıya! Tatil süresince Polis seninle olan işini kolayca bitirir ve “Gönüllü İtirafını” severek alır.
Böylesi olaylara siyasi hayatımız ve yaşadığımız darbeler esnasında çok karşılaştığımız için oldukça deneyimliyizdir, evvelallah!
Malum bizde mevsim dört, darbe beş! Üstelik darbeler, mevsimler gibi gelirken haber de vermezler. Öyle şerefsizdir bizim darbeler!
Bu yüzden, Bayram Şekerlerini tatilden önce bitirmek için çabalıyorum. Hayırlısı…
CNN-KÜRT, CNN-ŞERİAT OLDU;
Aydın Doğan’ın Erdoğan’dan torpilli elemanı, her şeyi bilen yarım üniversite mezunu Ahmet Hakan, “Çözüm Süreci” denen “İhanet Sürecinde” ne kadar Kürtçü-Bölücü, sapkın adam varsa programına çıkarır ve bu adamların
Türk Milletine hakaret etmelerini keyifle seyrederdi!
Şimdi çözüm süreci bitip “Ölüm Süreci” başlayınca, Ahmet Hakan “İslam Devletinin” taşlarını döşemeye başladı. Sanki Türkiye’nin her derdi bitti, ülke huzur adasına döndü, ekonomi şahlanışta, dış dünyada itibarımız tavan yapmış gibi, “Lâiklik Kaldırılsın mı-Kaldırılmasın mı” tartışmasını yaptırıyor.
Hem de kimlerle?
Türkiye’de yüzlerce İlahiyat Profesörü, tüm dinleri ve ülkelerin yönetim sistemlerini, demokrasiyi, din devletlerindeki durumu çok iyi bilen yüzlerce uzman varken, toplumun tanımadığı Saray’daki danışmanların gönderdiği iki militan ile!
Hür dünyanın asırlarca tartışıp, kan döküp vardığı “Lâikliğin Demokrasinin Temel Taşı” olduğu gerçeğini Aydın Doğan’ın Ahmet Hakan’ı alt üst edecek ha! Yazıklar olsun…
Bayram Şekeri; Eyy Aydın Doğan ister sakal bırak, ister şalvar giy, ister Cübbeli Hocayı da kadroya al, ister Saray’daki zikir törenlerine katıl, ister Bilal’in vakfında gönüllü olarak çalış, çaren yok sıra sana da gelecek. Bademden kurtulsan, bizlerden yani Atatürkçülerden-Vatanseverlerden-Türk Milletinden kaçamayacaksın. Sana şeker meker yok!
Adaletin Batsın Badem;
-Şaban Dişli, AKP Milletvekili ve şu an AKP Genel Başkan Yardımcısı!
Kardeşi Tümgeneral Mehmet Dişli, Genelkurmay Başkanı Hulusi’yi esir almış, ordudan atılmış, tutuklanmış bir darbeci!
*Şaban Dişli, halen görevinin başındadır! Doğru olan da budur. Çünkü suçun şahsiliği prensibi bizim hukuk sistemimizin temelidir.
-Can Dündar yurtdışında! Bildiğimiz kadarıyla hakkında bir tutuklama kararı yok. Yazılarına devam ediyor. Eşi Dilek Dündar, yurtdışına kocasının yanına gitmek için bilet alıyor, bir sürü masraf ediyor, havalimanına geldiğinde pasaportunun iptal edildiğini öğreniyor. Pasaportunu iptal eden makam, zahmet edip “Pasaportunuz şu gerekçeyle iptal edilmiştir” diye bilgi de vermiyor!
İnsana saygıları yok ki!
*Dilek Dündar’ın pasaportu niçin iptal edildi?
Yanıt; Can Dündar’ın eşi olduğu için! Eee hani suçun şahsiliği prensibi vardı?
Kaldı ki Can Dündar hakkında bir karar yok! Olsa bile Dilek Dündar’ın ne suçu var? Şaban Dişli’ye uygulanan hukuk, niçin Dilek Dündar’a uygulanmaz?
Mafya mısınız siz? Adaletiniz batsın sizin!
Bank Asya Masumları;
-Bir memur veya bir işçi, çocuğunun okul taksidini Bank Asya’dan yatırdı diye, işinden oldu ve kovuldu!
Bugün Halkbank-Ziraat Bankası-TMSF-Merkez Bankasının tepelerindeki yöneticilerin çoğu, Bank Asya yönetiminden getirildiler. Halen de çalışıyorlar!
Badem, Bank Asya’ya mevduat toplama izni verir, suçsuz!
Badem, Kamu Kuruluşlarına “Bank Asya ile çalışın” diye emir verir, suçsuz!
Badem, Bank Asya’nın yöneticilerini Kamu Bankalarında görevlendirir, suçsuz!
Fakat memur veya işçi, çocuğunun okul parasını Bank Asya’dan yatırdığı için, suçludur! İşinden atın, konuşursa içeri atın, nasılsa arayanı soranı yok!
Melek Bu Bademler, Melek;
Adamı Vali yapan kim? Badem!
Adamı İçişleri Bakan Müsteşarı yapan kim? Badem!
Adamı ikinci kez Vali yapan kim? Badem!
Adamı İl Emniyet Müdürü yapan kim? Badem!
Adamı İl Defterdarı yapan kim? Badem!
Valilere, “Cemaate her türlü desteği verin” diye emir veren kim? Yine Badem…
Vali makamında, sağında Emniyet Müdürü solunda Defterdar olduğu halde oturmaktadır! Karşılarında o ilin önde gelen işadamları vardır.
Vali; “Bakın arkadaşlar, Reis Cemaate destek verin dedi. Sıra sizde! Hadi bakalım Müdürümüz ve Defterdarımızın önünde gösterin himmetinizi” der.
İşadamlarının çoğunluğu, içlerinden “Haram zıkkım olsun” diye, diye paraları bastırırlar.
Onlardan biri yanlışlıkla “Efendim makbuz alsak” der ama Emniyet Müdürü, “Himmetin makbuzu mu olur a Müslüman” diye fırçayı basar.
Gün gelir, himmet parası veren o işadamları, FETÖ’ne para yardımında bulunmaktan hapse atılırlar, üstelik tüm mallarına el konur!
Hapse atılan işadamları kendi aralarında konuşmaktadırlar; “Yahu bu nasıl iş? Zorla para verdirdiler, şimdi niçin verdiniz diye içeri attılar. Yetmedi kırk yıllık emeğimizin üstüne çöktüler! Şeytan bunların yanında çırak kalır!
Bornovalı şöyle der; Yıllardır Rifat Aga bizleri uyarmadı mı? Biz ne yaptık? Dinlemedik, bize yapılanlar az bile…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder